Aslında her şey umutlarımızın çokluğundan düştüğümüz yoklukta başladı. Veya bitti. Her ne olduysa veya bittiyse, olacak şeylerin, olabilecek şeylerin olmayışına da imza attı. Bizi tükettiği gibi bize yaklaşanları da itti. Ne yaptığımızı bilmez olduk ya da yaptıklarımızı düşünürken üşendik. Nefret ettik, nefret ettirdik. Umutlarımızı unuttuk hayallerimizi kararttık. İstediğimiz gibi yaşamayı değil, istenilen gibi yaşamaya zorlandık ya da zorunda hissettik. Her iki durumda da yapmak istediklerimiz hep unutturuldu aslında unutturulduğu sanıldı.
Herkese aynı şeyleri hissetmedik, hisettirmedik. İstemediğimiz her şey hemen olurken istediğimiz hiç bişey tek söyleyişte olmadı. Çok çabaladık, çok mücadele ettik, kaybettik. Ya geç kaldık ya da erken davrandık. Belki de tam zamanında olmamız gerektiği yerdeyken olması gereken insanlar yanlıştı. Ya da her şey doğru biz yanlıştık. Hiç bişeyi bilmediğimizden sadece yapabildiğimiz şeylerce pes ettik. Yapabildiğimiz şeylerce neler olabileceğini görüp üzüldük veya sevindik ya da sadece gördük ve kaldık. İlerlemedik, gerilemedik. Bıktık bi' yerden sonra. Tek bir adımla bize koşacak insanları es geçip gözlerimizi kapatırken herkesi aynı derecede sevip, herkese nefret besledik. Kendimizi unutup, başkasını hatırlamadık. Bizim dünyamız göz kapaklarımızın ne kadar açık olduğuna bağlıyken fazla şeyin havasına girdik. Kendi değerimizi unutup başkalarına bel bağladık. Adına başka dediğimiz insanlara. Kendimizle celiştik, düşüncelerimizle eğildik. Anlatmaya çalışırken anladık, anlamaya çalışırken sustuk. Yanlış anlaşılmaktan korktuğumuz halde konuştuk, söylemek istediğimizde ise umursamaz davrandık. Aslında umutlarımızı kaybettiğimiz anda bizde kendi içimizde görünmez olduk. Görünürken insanlarca, kendimizde yoktuk.
Hep fazla umutluyduk, umudumuzu kimse kıramadı, kimse kaybettiremedi. İyi bişey miydi? Hayır. Asla olmadı. Hep umutlarımızın kırıntısı olan hayallerimize üfleyerek hemen ardından gözlerimizi kapattık. Dünyamızı kapattık. Duymadık, görmedik, hissetmedik. Sevmekten vazgeçip nefrete yöneldik. Biz, biz olmaktan çıkıp intikama dönüştük. Hiç bişey yapamayacağımızı bile bile nefretlerimizi biriktirip intikam günü harcamayı istedik. Aslında istemek değil sadece sinirliydik. Sinirliydik ve asla bişey yapamadık.
Sustuk, bekledik, unuttuk. Konuştuk, çabaladık, kaybettik. Bizim olmayan şeyler daha da uzaklaştı. Ellerimiz ceplerimizde beklerken kaybedişimizi kabullenip sırtımızı döndük. Biz kaybetmemiz gereken şeyleri hiç görmedik. Hep kazanmamız gereken şeylerle karşılaştığımızdan boşverdik, unuttuk, geri döndük. Kaybettik.
Posted via Blogaway
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder