6 Eylül 2014 Cumartesi

Boz-yap

Bir parça müzik var kulağımda bir parça da hüzün var ruhumda. Birinin ritmi çok güzel. Diğeri çok zor veriyor kalbime ama çok güzel birleşmiş ikisi. Birleşince hafiften bi gözyaşı beliriyor ama pek mühim değil. Tamamlıyor parçalar birbirlerini.
Hayat da bir puzzle. 1000 parçalık koca bir puzzle. Ortaya dökülmüş her şey eksiksiz, her şey senin önünde, benzeyen parçalar var, çok fazla parça var ve hepsi birbirine uyabilir gibi gözüküyor. Başlayıp yapıyorsun ama en önce köşeleri yapman gerekiyor önce her şeyi tutan en garanti parçayı bulman gerek. Sonrasında oraya uyacak benzer parçalar seçmeye çalışıyorsun ama hepsi aynı gibi. Birini deneyip çıkarıyorsun, ikisini, üçünü, dördünü, beşinı deneyip deneyip çıkarıyorsun. Olmuyor. Bi köşesi giriyor diğeri uymuyor ya da renkleri olmuyor ya büyük geliyor ya küçük. En doğrusunu bulana kadar sadece yanılıyorsun doya doya. Hayatta böyle aynen. Bir şeyi yapmaya başlarken en garanti şeyi yerleştiriyoruz önce. Sonra deneye deneye, yanılgıları hazmede hazmede doğru kararları verip ikinci, üçüncü, dördüncü parçaları yerleştiriyoruz. Çok doğru gibi gelen kararları birleştiriyoruz uyuyor önce ama ilerledikçe bir bozukluk seziyoruz. Bir şey yanlış. Diğer parçalar birleşiyor ama puzzle tamamlanmıyor eksik noktalar var. Parçalar kalıyor elde, yanlış noktayı ararken başka parçaları da söküyoruz, yanlış parçayı bulup çıkarıyoruz ama eski haline çevirmek zaman alıyor. Tek parçalık yer kalmışken bozmak zorunda kalıyoruz puzzleı. Bozmak zorunda kalıyoruz hayatımızı, yanlış zamanda verdiğimiz yanlış kararların yaşattığı zaman kaybında pişmanlıklar tadıyoruz. Tekrarlayan, alışılmış bir yaşama dönüşüyor sonra. Parçaları koyacağımız yerleri biliyoruz sanıyoruz ama tek parçanın değiştiğini unutuyoruz. Ona uyan parçaların aslında eski parçalar olmadığı, unuttuğmuz en ince detay. Sonra tekrar bozuyoruz, tekrar ve tekrar...
Ama ne yazık ki puzzledan ayrılıyor hayat. Puzzleı kaç kere bozarsan boz parçaları doğru yerine yerleştirince resim ortaya çıkar fakat hayat o kadar sabırlı değil. Bir iki kere bozduğun zaman resim kaybolur. Kararlar yetkisini kaybeder, parçalar da kıvrımlarını. Hiçbir şey yerine geçmez, birbirine uymaz. En sonunda; yanlış kararların getirdiği pişmanlıklar, zaman kayıpları kalır. Ve bir resim çıkmaz ortaya. Tüm çaba mahvolur, herkes giderken her şey de onların peşinde kaybolur.

Posted via Blogaway