28 Haziran 2014 Cumartesi

En Basitinden; "Mutsuz Olayım"

"Nasılız biz? N'apıyoruz? Mutlu muyuz? Rol mü kesiyoruz herkese yoksa içimiz mi kararmış gerçekten?" Bütün bu soruları günde kaç kere soruyoruz kendimize? Ya da daha önemlisi kaçına cevap verebiliyoruz?

Belki hiç sormuyoruz. Hiç cevaplamıyoruz. Sadece düşünüyoruz ki kendimiz bile bilmeden. Her şeyin sesi açıkken duygularımızın sesi kısık. Sesi artıracak cesaret mi yok, güç mü? Bilmiyoruz. Düşünüyoruz. İrkiliyoruz. Gözlerimizi kırpıştırıp başımızdan savarken derin bir nefes alıyoruz en fazla. Bir şarkılık unutuyoruz. Bir albümlük hatırlıyoruz. Bir gecelik ağlıyoruz.

Tüm bunlar olması gereken şeylerken biz, mutsuzuz, yalnızız, kötüyüz diye ortalıkta dolaşıyoruz. Nedir bu kendini beğenmişlik Allah aşkına? Bi kere de iyi olamaz mısın diye sorar insan kendine. Aslında kendine sorulacak bi soru değil bu sadece cevap verilmeli. Ya mutluyum diyeceksin ya da mutsuzum. Kendini oynatmaya, ilgi beklemeye gerek yok. Kimse senin derdinle dertlenmez çünkü. Hem dert sadece sende yok. Öyle her sıkıntı çektiğinde şiir yazılmaz. Her sıkıntı çektiğinde yazı da yazılmaz. Değerini kaybeder, daha çok sıkıntı verir zaman sonra. Edebiyat yapmak her dakika... Ruhun sıkılır bi kere. Sonra yapacak bir şey de kalmaz. Kendinle uğraşırsın. Kendi kendine yalnızlığın dibine vurursun. Kurtaran olmaz çünkü çok derindesin, güneş ışığı giremez oraya. Gücün yoksa, elveda derler adama.

Bunu kendine yapan ne çok insan var değil mi? Biri de sensin. Biri de benim. En derinde değiliz belki, güneşin parçalanmış ışıklarını hala hissedebiliyoruz. Bi kulaç atmasak mı o tarafa? Sen çaba göstermezsen kimse sesini duyup yanına gelmiyor çünkü. Teksin mesela burada. Ne yapacaksın? Hadi mutsuz olsana, yalnızlıktan yine bahset bana. Hani şu her dakika bir yerlerde paylaştığın şaşâlı kelimelerini kullan yine. Kulaklığını tak yine adamsan. İn en dibe. Işığı tamamen kaybet. En üstteyken sırt çevirdiğin şeylere şimdi de sırt çevirsene. Şarkı sözlerinin anlamından bahset bana hadi. Kalem kağıt getirip şiir yaz orada. Edebiyat yap, yazı yaz. Güneş gözlüklerine ihtiyacın olacak mı orada? Şu havalı tavırların orada işe yarar mı sence?

Kendine zulüm etmekse amaç, endişelenme en iyisiyiz. Çünkü düşünmek denen şeyi çoktan unutmuşuz. Hisler mi? En abartılısından. Ağır geliyor, batıyoruz. Taşımayı bilmeden fazla iyi bakıyoruz duygularımıza. Kendimize güveniyor muyuz yoksa deli cesareti mi? Uzaktan bakınca komik olduğumuza göre neyin havasındayız be kardeşim?

Ne çok soru soruyoruz. Cevap veremezken. Merak etmiyoruz, öğrenmek istemiyoruz, cevapları tüketiyoruz böylece. En sonunda, en kolayından yalnızlığa karar veriyoruz. Mutsuzluğa falan.

Sorular cevapsız, düşünmek zor olduğundan. Kalp, beyin allak bullak, bilmek önemsenmediğinden. Mutsuzuz, en kolay karar olduğundan. Yalnızız, sanıldığından.

Peki, neredeyiz biz? Ya da, nerede olmak istiyoruz? Cevaplarını verebileceğimiz sorular nerede? Mutsuz veya yalnız değilken neden öyle sanılıyor?  Neyiz biz? Nasılız,? N'apıyoruz?

Cevaplar var ama basit değil, düşünmeyi hatırlamamız gerekiyor önce. Mutlu olmak sonra ki iş. Süsleme hayatlar olmasın bizimki. Hayatta kalmayalım be, yaşayalım. En dipteki ışık olmasın güneşimiz, gökkuşağını görmek gerek.

Posted via Blogaway


Posted via Blogaway